Copyright © 2024 by Dentopol. All rights reserved.
HEKİMLERİMİZ
Dentopol

Dental implantlar, kaybedilen dişlerin fonksiyon ve estetiğini geri kazanabilmek, oral rehabilitasyonu sağlayabilmek amacıyla çene kemiğine yerleştirilen titanyum yapay diş kökleridir.

Tek bir diş eksikliğinden tüm çene dişsizliğine kadar pek çok tedavi seçeneğine uygun olarak implant planlaması ve üzerine protez uygulaması yapılabilmektedir. Yerleştirilen implantların üzerine tek bir porselen veya zirkonyum kaplama yapılabileceği gibi kısmi veya tam damak şeklinde protezler de uygulanabilir.

Günümüzde çok çeşitli kemik ilavesi yöntemleri uygulanmaktadır. Bunlar kemik tozu şeklinde, blok veya parça şeklinde yapay kemik olabileceği gibi hastanın kendi vücudundan alınan kemiklerle de kemik takviyesi yapılabilmektedir.

Diş implantlarının son kullanma tarihi diye bir kavram yoktur. Genel bir kural olarak doğal dişleriniz ne kadar sağlıklıysa, ağız hijyeniniz ve ağız sağlığınız ne kadar iyiyse implantlarınızın da o kadar uzun süre ağzınızda kalacağı düşünülür. Yeterli ağız hijyeni sağlanamaması durumunda implantlarınız da ömrü beklenenden kısa olacaktır.

Öncelikle panoramik röntgen ve gerek duyulursa 3 Boyutlu görüntü ( Tomografi ) alınıp kemiğinizin implanta uygun olup olmadığına karar verilmeli. Sonrasında sizin için en uygun protetik planlama yapılıp implantların kemik içine yerleştirilmesine geçilebilir.

Kemik seviyenizde bir sorun yok ise implantları yerleştirdikten 2 ay sonra  implantüstü kaplama veya protezin yapımına geçilebilir. Onun yapımı da ortalama 1 haftadır.

İmplantın kemik içine yerleştirildiği gün size verilecek buz kompres uygulamasını tarif edileceği şekilde gün boyu yapmanız, verilen ilaçları düzenli kullanmanız  ve aşırı sigara kullanımından uzak durmanız gerekmektedir. 

Kaplama olarak bilinen kuron ve köprü protezleri dişlerin üzerine geçen dişleri çepeçevre saran protezlerdir. Özellikle büyük dolgulara sahip dişlerde dişin tamamını sararak, dişi dış etkenlerden korur ve daha uzun süre kullanımına olanak sağlar.

Lamina uygulaması doğru endikasyon ve uygun diş sıralamasına sahip hastalarda dişler üzerinden çok az(0.3_0.5 mm) madde kaldırarak ya da hiç madde kaldırılmadan yapılan protez çeşididir. Fakat diş diziminde çapraşıklık varsa diş yüzeyinden ortalama miktarın biraz üzerinde madde kaldırmak gerekebilir.

Kaplama olarak bilinen kuron ve köprü protezleri dişlerin küçültülüp aşındırılması ile yapılan bir protez çeşididir. Bu işlemden sonra kuron ve köprü protezleri daimi yapıştırılana kadar özellikle geçici protez kullanım sürecinde soğuk hassasiyetinin hissedilmesi normaldir. Daimi kuron ya da köprü protezleri takıldığında bu durum genellikle geçer.

Bu durum tam dişsiz bireylere hareketli ya da sabit diş protezleri takıldığında ya da ön dişlerde protetik değişiklik yapıldığı zaman olur. Kişiye uygun doğru bir protez yapıldığı takdirde 1 hafta maksimum 10 gün içinde konuşma eski haline döner

Protetik tedavilerde yapım süreci ortalama 1 haftadır.

Ağız ve diş sağlığı için fırçalama ve ip kullanımı olmazsa olmazlardandır. Köprü sistemlerinde dişler birleşik olduğu için iple araları temizleyemeyeceğimizden, ara yüz fırçası kullanmalısınız. Hareketli protezlerin ağıza uyum sürecinde damaklarda vuruklar olabileceğinden acıtan yerlerin protez içinden aşındırılmaları gerekir. Bu şekilde proteze alışma sürecinin daha kolay geçmesi sağlanmalıdır.  Alışabilmek için acıtan yerlere sabredip ciddi vuruklara sebep olmak gibi bir yanılgıya düşülmemelidir.  Tabii doğal dişlerimizde yapmamamız gereken fındık, ceviz kırmak gibi yanlış uygulamalar kaplama ve protezler için de geçerlidir.

  • Dişlerin normal ve cerrahi çekimleri
  • Gömülü diş operasyonları
  • İmplant yerleştirilmesi
  • 20 yaş diş operasyonu
  • Çene kist ve tümörlerinin operasyonları rekonstrüksiyonu
  • Preprotetik cerrahi operasyonları
  • Çene- yüz kırıklarının cerrahi tedavileri
  • Ortognatik cerrahi operasyonları 
  • Çene eklemi operasyonları gibi çene-yüz bölgesi ile ilgili operasyonların/tedaviler yapılır.

Sinüs kafa kemikleri arasındaki hava boşluklarına denir. 

Sinüslerimizin altlarında bulunan dişlerimiz çekildiğinde sinus tabanı zaman içerisinde çekim yapılan boşluğa doğru sarkar ve bu bölgedeki kemik hacmi azalır. Kemik içerisine tam olarak yerleştirmek istediğimiz implantlar içinse bu kemik yetersiz kalmakta. Azalmış kemik oranının arttırılması için sinüs tabanının cerrahi operasyonla yükseltilmesine sinüs lifting denir 

Lokal anestezi ile yaklaşık yarım saat sürer.

Operasyon sonrası ağrı kesici ile geçebilecek boyutta hafif ağrılar oluşabilir.

2-3 hafta uçak seyahatine çıkılmaması, hamama gidilmemesi veya çok sıcak banyodan uzak durulması, dalış yapılmaması, sert hapşırmama veya hapşırırken ağzın açık olmasına dikkat edilmesi  gerekir. Buz kompres  uygulanmasına ise 48 saat , 10 dakikada bir  tutularak devam edilmelidir .

Bölgeye uygulanan greftin sert doku haline gelebilmesi için 5-6 aylık bir süre boyunca bölgenin iyileşme süresi  vardır.

Yükseltilen kısmın altında kalan çene kemiğinde,  implantların kemiğe sıkıca tutunabileceği kadar kemik  yüksekliği  var ise ( minimum 3 - 5 mm )  aynı seansta implantları da  yerleştirilebilir.  

Ağız içinde rahatça görülemeyen, dişeti sınırında kırık olan ya da gömük dişlerin çekiminde kullanılan tekniktir. Bazı durumlarda dişin üzerinde kaldırılması gereken kemik bulunabilir. Çekilecek diş bölümlere ayrıldıktan sonra çıkarılması gerekebilir. Bu durumda da cerrahi çekim uygulanır. Normal çekimde olduğu gibi lokal anestezi ile işlem yapılabilir. 

Diş fırçalama, bebeğin ilk dişleri ağızda sürdüğünden itibaren başlamalıdır. Gazlı bez veya parmak fırça yardımıyla, 2 yaşına kadar macun kullanmadan ıslatılarak dişler silinmelidir. 2 – 3 yaş arasında florsuz, 3 yaşından itibaren de flor içeren diş macunları kullanılmalıdır.

Süt dişleri, bebeklik döneminde ağızda sürmeye başlayıp; yaklaşık 2 – 2,5 yaşında sürmelerini tamamlar. Çeşitli aralarla daimi dişlenme dönemine geçene kadar,  11 – 12 yaşına kadar ağızda kalan süt dişleri vardır. Çürüyen süt dişleri, alttan gelecek daimi dişin konumuna göre mutlaka tedavi edilmelidir. Aksi takdirde; çürük ilerler, çocuk ağrı duyar, daha da sonrasında enfekte olur; bu da alttan gelen daimi dişin yapısını etkiler.

Süt dişlerinin kökleri alttaki daimi diş gelmeye başladıkça erimeye başlar. İlk değişen dişler genellikle alt çenedeki ön dişlerdir, daimi dişler arkadan dil tarafından süt dişinin arkasından baş vermeye başlar. Dilin etkisiyle öne doğru gelir. Süt dişini sallar ve kökünü eritir; süt dişi düşer, bu doğal bir süreçtir; çapraşıklığa tek başına neden olmaz. Ancak daimi dişler iyice ağızda yerleşip, süt dişleri de sallanmadan ağızda duruyorsa, o zaman süt dişlerinin çekimi gereklidir.

Çocuğunuzu zararlı dış etkenlerden ne kadar koruyabilirseniz, dişinin kırılmasını da o kadar engelleyebilirsiniz. Özellikle ilköğretim döneminde okul ve bahçe kazaları çok olur ve o yaşta ağızda sürmüş olan özellikle üst ön dişler travmaya maruz kalır. Öyle ki; dişler çenedeki yerinden bile çıkabilir. Böyle bir durumda hemen diş hekimine başvurulmalıdır. Kırık parça sütün içinde bekletilebilir.

Amerikan Ortodonti Birliği, çocukların ortodontik problemlerinin erken teşhisi için 7 yaşını geçmeden bir ortodonti uzmanına muayene olmasını tavsiye etmektedir. Bu dönemde ortodonti uzmanının problem varlığını veya oluşma potansiyelini belirleyebileceği yeterli sayıda daimi diş mevcuttur. Ayrıca erken dönem muayenesi ile koruyucu veya önleyici tedaviler ile ortodontik tedavi ihtiyacı da azaltılabilmektedir. Bazı ortodontik problemler erken dönemde teşhis edildiğinde kolaylıkla düzeltilebilmektedir. 

Ortodontik tedavi için ideal yaş aralığı çocukların büyüme ve gelişim dönemini içine alan 9-13 yaşlarıdır. Bu yaşlarda devam eden büyüme ile çene problemlerinin tedavisi mümkün olabilmektedir, büyüme yönü değiştirilerek çeneler ile yüz uyumlu hale getirilebilmektedir. Bununla birlikte ortodontik tedavide kullanılan modern mekanikler ile sağlıklı dişler her yaşta hareket ettirilebilmektedir. Dişleri çevreleyen dokuların sağlıklı olduğu durumda her yaşta ortodontik tedavi yapılabilmektedir.

Amerikan Ortodonti Birliği’nin yaptığı bir araştırmada ortalama ortodontik tedavi süresi 22 ay olarak rapor edilmiştir. Tedavi süresi problemin zorluğu ve hasta kooperasyonuna göre değişmekle birlikte 6 ay-30 ay arasında değişebilmektedir. Hastanın kontrol randevularını düzenli takibi, ortodontistin tedavi ile ilgili önerilerini uygulaması ve ağız hijyeninin iyi olması tedavinin zamanında bitmesine yardımcı olacaktır.

Genellikle sert, gevrek, yapışkan, şekerli ve asitli gıdalardan uzak durulması tavsiye edilmektedir. Patlamış mısır veya cips gibi gevrek gıdalar ortodontik apareyleri kırarak tedavi süresinin uzamasına sebep olabilir. Sakız veya karamel gibi yapışkan gıdalar braketlere kolaylıkla yapışabileceğinden diş çürüğüne sebep olabilir. Dişlerimizin braketler çıkarıldıktan sonra sağlıklı ve güçlü olması için şekerli ve asitli gıdalardan da uzak durmak gerekmektedir.

Ortodontide teknolojinin ilerlemesi ile birlikte, ortodontik band ve braketlerin boyutu küçülmüş ve hastayı daha az rahatsız edecek şekilde dizayn edilmiştir. Yeni geliştirilen teller aracılığıyla dişlere hafif kuvvetler uygulanarak tedavi sürdürülmektedir, bu da ağır kuvvetlerin sebep olduğu problemleri elimine etmektedir. Eskiye oranla, yeni mekaniklerle tedavi süresi de kısalmıştır. Ortodontik tedavideki gelişmelere rağmen, hasta braketler ilk takıldığında birkaç gün süresince ve kontrol randevularından sonra ağrı ve rahatsızlık hissedebilmektedir. Bu dönemde orta seviyeli ağrı kesiciler ve keskin köşelerin hasta mumu ile kaplanması ağrıyı hafifletmeye yardımcı olacaktır.

Tedaviye başlanıldığında 4-6 hafta arasında kontrol randevusuna gidilmelidir. Kontrol randevularının takip edilmesi tedavinin ilerlemesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Tedavinin en önemli kısmı dişler düzeldikten sonra uygulanan pekiştirme tedavisidir. Braketler çıkarıldığında ortodontistinizin tercihine göre hareketli veya sabit pekiştirme apareyi kullanmaya başlayacaksınız. Bu apareyler dişlerinizin yeni pozisyonlarının korunmasına, kas ve dokuların bu pozisyona uyum sağlamasına yardımcı olacaktır. Pekiştirme apareylerinin düzenli ve tavsiye edilen sürelerde kullanılması dişlerinizin konumlarının değişmemesi açısından önemlidir.

Beyazlatma işlemi, uzun süredir uygulanan güvenilir bir tedavi yöntemidir. Uygulandıktan sonra 24-48 saat sürebilen hassasiyete neden olabilmektedir. Ancak bu durum geçicidir ve diş hekiminizin tavsiye edeceği macunları tercih etmek veya hekiminizin gerekli gördüğü takdirde florür uygulaması, hassasiyeti daha kısa sürede ortadan kaldıracaktır.

Genellikle bir seansta 20 dakikalık 2 uygulama yapılması istenilen sonuca ulaşılmasını sağlamaktadır. Ancak renkleşmenin fazla olduğu dişlere, birer hafta arayla birkaç seans yapılması gerekebilir. Beyazlatmanın etkisi, hastaların beslenme ve ağız hijyeni alışkanlıklarına bağlı olarak 6 ay ile 2 yıl arasında sürebilmektedir.

Porselen laminalar; dişlerinde aralanmalar olan, hafif çapraşıklıklara sahip, beyazlatma ile sonuç alınamayan renkleşmeleri olan, dişlerinin boyutlarından ve formlarından memnun olmayan hastalar için uygundur. Porselen lamina yaptırdıktan sonra nelere dikkat edilmelidir? Porselen lamina yapılan dişler, rutin ağız ve diş bakımı yapılarak eskisi gibi kullanılabilirler. Ancak çok sert besinleri ısırmaktan kaçınılmalı ve diş sıkma, tırnak yeme gibi alışkanlıklar varsa dikkat edilmeli ve önlenmelidir.

Porselen lamina yapılan dişler, rutin ağız ve diş bakımı yapılarak eskisi gibi kullanılabilirler. Ancak çok sert besinleri ısırmaktan kaçınılmalı ve diş sıkma, tırnak yeme gibi alışkanlıklar varsa dikkat edilmeli ve önlenmelidir.

İltihaplanan ve dişin kök kısmında bulunan enfekte doku artıklarının temizlenme işlemidir. Kanalların dezenfekte edilmesinin ardından kanal dolgusu yapılır.

Dişe doğru ve sağlıklı bir kanal tedavisi yapılmış ise ve hasta ağız bakımına dikkat ediyorsa dişin ağızda kalma süresi normal bir dişten farksızdır.

Kanal tedavisinin başarısız olduğu durumlarda dişin kök ucuna cerrahi müdahale yapılabilir ya da dişin çekimi düşünülmelidir.

Hastanın ağız hijyenine bağlı olarak dişte yeni bir çürüğün oluşması veya dişin dolgusunda kenar uyumunun bozulması gibi nedenlerle kök kanallarının içerisine yeniden bakteri sızıntısı olduğu durumlarda diş tekrar enfekte olabilir.

Tedavi süresi, hastanın rahatsızlığının  etkenine ve TME’ nin ne kadarlık bir bölümünün etkilendiğine göre  bireysel farklılık gösterir. Tedavi, TME tutulumunun şiddetine göre birkaç ay sürebileceği gibi uzun yıllara dayanan kontrol ve takip süreçlerini de içerebilir. 

Son yıllarda yumuşak splintlerin kullanımından ziyade sert splintlerin kullanımın TME rahatsızlıklarında daha etkili çözüm sunduğu tespit edilmiştir. Sert plaklar sayesinde daha doğru ve net oklüzal temaslar sağlanmaktadır. Ayrıca,  sert plakların üzerine konulan ilave materyal ile eksik ya da diş çapraşıklığı sonucu doğru bir dağılım göstermeyen oklüzal kuvvetler kolayca ayarlanabilinmektedir.

Etkili sonuç alabilmek için minimum 8 saat günlük kullanım tavsiye edilmektedir. Genellikle gece kullanımı ile bu süre kolayca tamamlanabilmektedir. 

TME tedavisinden sonra ağrı, fonsiyonel kısıtlılık gibi şikayetleriniz TME tutulumunun çeşidine bağlı olmak şartıyla düzelebilir fakat hastaların genellikle şikayetçi olduğu ‘tıklama’ sesi her zaman geçmemektedir. Tüm bunlara rağmen bu rahatsızlığın tekrarlanabilir olduğu unutulmamalıdır. Pek çok TME rahatsızlığının etyolojisinde stres kaynaklı brukszim bulunmaktadır. Bu yüzden düzenli kontrollere gelinmeli ve eğer durum tekrar ederse doktorunuz ile yeniden iletişime geçmelisiniz. 

Öncelikle röntgen çekilip iyi bir muayene yapılmalı ve Diş Hekimi tarafından dişsel kaynaklı bir sorun olmadığına kanaat getirilmelidir. Üst çene kemiği içinde yer alan sinüs boşluklarının iltihaplanmalarında (Sinüzit) hastalarımız diş ağrısı gibi bir ağrı ile karşılaşabilirler. Bu durumda Diş Hekiminizin sizi sinüzit teşhis ve tedavisi için KBB Uzmanına yönlendirmesi gerekir.

Evet, karışır. Öncelikle bir KBB uzmanında muayene olunmalı, muayene sonucunda kulağınızda bir problem yok ise, özellikle alt çenedeki diş ağrıları o taraftaki kulağa yansır ve kulak ağrısı olarak ortaya çıkar. Kulak ağrınızın geçmesi diş tedavinizin yapılması ile gerçekleşecektir.

Dişlerin köke yakın kısımlarında abrazyon dediğimiz çukurlar iki sebepten oluşur. Ya sert fırçalamaktan veya gece uykuda diş gıcırdatmaktan. Sert fırçalamaktan vazgeçip yumuşak fırçaya geçmelisiniz. Eğer gece gıcırdatmalarınız varsa ki bunu çoğu zaman hastalarımız kendileri anlayamazlar çünkü gıcırdatma derin uykuda gerçekleşen bir durumdur. Ancak yakınında yatan kişiler fark edebilirler. Sebep gıcırdatma ise uykuda takacağınız ve diş hekiminiz tarafından yapılacak Gece Plağı kullanmalısınız.

Dişlerinizin dip kısımlarında oluşan çukurlar ise estetik dolgularla restore edilebilir.

Alt çene, aşağı yukarı, sağa sola gibi hareketleri çene eklemimiz sayesinde yapar. Sağlıklı bir eklem yuvası ve sıvısı sayesinde bu hareketler sessiz bir şekilde gerçekleşir. Ne zamanki eklem bütünlüğü zarar görmeye başlar işte o zaman eklemden sesler duymaya başlarsınız. Eklemin zarar görmesi birkaç sebepten olabilir. Yüksek yapılmış dolgu, kaplama tarzı restorasyonlar, uzun süreli arka diş eksikliği, çeneye alınan darbe gibi travmalar çene ekleminin doğal bütünlüğünün bozulmasına ve sesler çıkmasına sebep olur. Bunun tedavisi için TME  ( Tempora Mandibüler Eklem ) Uzmanına müracaat etmelisiniz.

Sorunuz Mu Var?
Hemen Mesaj Gönderin
Dentopol
Dentopol
Yaklaşık 1 saat içerisinde cevap verebilir.
Dentopol
Merhaba, Size nasıl yardımcı olabilirim?
23:08